Üç ajanstan teklif aldınız. Üçü de "modern, mobil uyumlu, SEO dostu kurumsal web sitesi" yazmış. Fiyatlar arasında üç kat fark var ve hangisinin neden pahalı olduğunu anlayamıyorsunuz.
Bunun sebebi tekliflerin kötü yazılmış olması değil. Bir web sitesinin gerçek maliyeti, teklifte yazan sayfa sayısında değil; kimin neyi sahiplendiğinde, işin bittikten sonra ne olacağında saklı. Bunlar da ancak sorulunca ortaya çıkıyor.
Aşağıdaki on soru, devraldığımız projelerde en çok sorun çıkan yerlerden derlendi. Hepsi sözleşme imzalanmadan önce sorulduğunda ücretsiz; sonra sorulduğunda pahalı.
1. Alan adı ve barındırma kimin adına açılacak?
Cevap "bizim adımıza" ise durun. Alan adı firmanızın kimliği; kira değil, mülk. Kendi e-posta adresinizle, kendi kredi kartınızla açılmalı ve kayıt firmasındaki hesabın şifresi sizde olmalı.
Ajans yönetsin, sorun değil — ama sahibi siz olun. Bu ayrımı atlayan firmalar, yollarını ayırmak istediklerinde kendi alan adlarını geri alamıyor.
2. Teslimde elime tam olarak ne geçiyor?
"Site" yeterli bir cevap değil. Somut liste isteyin: yönetim panelinin adresi ve yönetici hesabı, barındırma paneli erişimi, alan adı yönetim erişimi, varsa kaynak kodun bulunduğu depo, kullanılan görsellerin lisansları.
Bu listeyi baştan istemek, işin sonunda "bir de şu erişim lazımmış" turlarını tamamen ortadan kaldırıyor.
3. Hazır tema mı, özel yazılım mı?
İkisi de doğru cevap olabilir. Kötü olan, hangisi olduğunun söylenmemesi.
Hazır tema hızlı ve ucuz başlar; karşılığında tema geliştiricisinin kararlarıyla yaşarsınız ve ihtiyacınız temanın yapabildiklerinin dışına çıktığında iş zorlaşır. Özel yazılım tersi: başlangıcı yavaş, sonrası esnek. Tema kullanılacaksa adını ve lisans ücretinin kime ait olduğunu sorun; o lisans genelde yıllık yenilenir.
4. İçerik ve görselleri kim sağlıyor?
Projelerin en sık takıldığı yer burası — tasarım değil, metin. Ajans "içerikleri siz göndereceksiniz" varsayıyor, firma "onlar yazar" sanıyor ve site üç ay yarım bekliyor.
Kim yazıyor, kaç sayfa, ne zamana kadar: teklifte yazsın. Görseller için de aynı soru geçerli. Stok fotoğraf mı kullanılacak, sizin arşivinizden mi, çekim mi yapılacak? Monolit Yapı projesinde tek bir stok fotoğraf kullanmadık; firmanın kendi şantiye arşivi vardı ve site o yüzden gerçek duruyor. Ama bu, baştan konuşulduğu için mümkün oldu.
5. Siteyi yayına aldıktan sonra içeriği kim değiştirecek?
Bir haber eklemek, bir fiyatı güncellemek, yeni bir referans koymak — bunu kendiniz yapabilecek misiniz, yoksa her seferinde ajansa mı yazacaksınız?
Kendiniz yapacaksanız, teklif aşamasında panelin canlı bir örneğini görmek isteyin. Ekran görüntüsü değil, gerçek bir panel. On dakika içinde bir sayfayı düzenleyip kaydedebiliyorsanız o panel iyidir. Ajansa yazacaksanız, küçük değişikliklerin ücretli olup olmadığını ve ne kadar sürdüğünü sorun.
6. Mobilde ne kadar hızlı açılacak?
"Hızlı" ölçülebilir bir kelime değil. Ölçülebilir olanı şu: Google'ın PageSpeed Insights aracındaki mobil performans puanı ve Core Web Vitals değerleri.
Teslimde mobil performansın kaç olmasını hedeflediklerini sorun. 90 üzeri iyi bir hedeftir ve ulaşılabilir. Cevap kaçamaksa, ziyaretçilerinizin çoğunun telefondan geleceğini ve yavaş sitenin sessizce müşteri kaybettirdiğini hatırlatın.
7. "SEO dahil" derken tam olarak ne dahil?
Bu ifadenin altı genelde boş. Somutlaştırın: her sayfaya ayrı başlık ve açıklama yazılacak mı, site haritası gönderilecek mi, Search Console ve Analytics kurulacak mı, sayfa adresleri anlamlı olacak mı?
Bunlar teknik SEO'nun temel işleridir ve bir haftalık iştir. Sıralama sözü veren ajanstan uzak durun; kimse Google'a söz geçiremez. Sitenin aramada neden görünmediğini ayrı bir yazıda sekiz madde hâlinde anlatmıştık.
8. Bakım ve güvenlik güncellemelerini kim yapacak?
Bir web sitesi teslim edilip biten bir iş değil. Özellikle WordPress gibi eklenti ekosistemine dayanan sitelerde güncellemeler ihmal edildiğinde site aylar içinde saldırıya açık hâle geliyor — devraldığımız kurumsal sitelerin çoğunda gördüğümüz tablo bu.
Sorular şunlar: Güncellemeleri kim yapıyor? Aylık ücreti var mı, ne kadar? Yedek alınıyor mu, ne sıklıkta, nereye? Site çökerse kaç saatte ayağa kalkar?
9. Proje ne zaman bitecek ve gecikirse ne oluyor?
Tarih isteyin, ama tek bir tarih yetmez. Ara teslimler daha kıymetli: tasarım onayı ne zaman, ilk çalışan sürüm ne zaman görülecek, içerik girişi hangi hafta.
Yanında iki şeyi netleştirin: kaç revizyon dahil ve gecikmenin sebebi sizde olursa (içerik gelmediği için mesela) takvim nasıl kayıyor. Bunu baştan yazmak, sonradan yaşanan tartışmaların büyük kısmını önlüyor.
10. İş bittikten bir yıl sonra size nasıl ulaşacağım?
En basit görünen, en çok başa dert olan soru. Bize gelen taleplerin belirgin bir kısmı şu cümleyle başlıyor: "Siteyi yapan kişiye ulaşamıyoruz."
Karşınızdaki bir kişi mi, ekip mi? Kaç yıldır bu işi yapıyorlar? Devam eden müşterilerinden biriyle konuşabilir misiniz? Bu son soru en dürüst cevabı verir; memnun müşterisi olan ajans referans vermekten çekinmez.
Cevaplardan çok, cevap verme biçimine bakın
Bu on sorunun tek bir doğru cevap seti yok. Hazır tema kullanmak da, bakımı kendinizin üstlenmesi de savunulabilir kararlar.
Asıl sinyal şurada: soruyu duyunca net cevap veren ajans, o konuyu daha önce düşünmüş demektir. "Onu sonra hallederiz" diyen ajans ise aynı cümleyi proje ortasında da kuracak — ve o zaman fatura sizin olacak.
Bu soruların cevabını bizden duymak isterseniz, projenizi anlatın; kapsam, süre ve bütçe hakkında net bir yanıtla dönelim.
Bu yazıyı paylaşın
Bülten
Yeni yazılardan haberdar olun.
Ayda bir kez, o ay yayınlanan yazıları kısa bir özetle gönderiyoruz.




